Welcome to Umut Zinciri | Bedava Paylaşım | Full Program | Bilgisayar Tüyo | Bedava Script
Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Ana Sayfa
Forum
Yardım
Ara
Takvim
Giriş Yap
Kayıt Ol
Umut Zinciri | Bedava Paylaşım | Full Program | Bilgisayar Tüyo | Bedava Script
»
KÜLTÜR & SANAT
»
Roman - Hikaye
Deve Kervanı
Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
« önceki
sonraki »
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
Gönderen
Konu: Deve Kervanı (Okunma sayısı 162 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
18 Haziran 2011, 18:12:22
Serdar Yıldırım
Yeni Üye
İleti:
13
U-Z Karizma Puanı
+5/-0
Her Paylaşım Bir Halka, Her Halka Bir Umut. www.umutzinciri.com
Deve Kervanı
Eskiden, İ
ran’da, İsfahan şehrinde, Cemal adında kervancı bir genç yaşardı. Kervan sahipleri kervanlarını çok güvendikleri Cemal
’e gönül rahatlığı
yla teslim ederler ve onun kervandaki malları kendi malıymış gibi koruyup, gözeteceğini bilir
lerdi.
Günlerden bir gün, Cemal İ
sfahan’dan kuzeydoğudaki Meşhet’e gitmek üzere, kumaş yüklü deve kervanıyla yola çıktı.
Kervan birkaç gün sonra De
ştikebir Çölü’ne
vardı
. İlk bakışta uçsuz bucaksız gibi g
örünen 400 km.lik bir kum yığı
nı.
Oralardaki bir kuyudan su tedarikini yapan kervan çöle girdi.
Aradan bir hafta geçti. Kervan dış
tan bakıldığında çölde ağır ağır ilerliyordu, her şey yolundaydı.
Ama içten içe kaynayan bir kazan gibiydi. Bu kazanı ba
şdeve kaynat
ı
yordu. Başdeve
kervandaki yirmi devenin ba
ş
ı
ydı. Mola verildiği zaman devamlı konuşur, bir şeyler anlatır, ötekiler d
e sessizce dinlerlerdi. Ba
şdeve
üç dört gündür havadan sudan konularla konu
şmaya başl
ı
yor, sonradan sözü liderlik konusuna getiriyordu. Koca kervanı neden bir eşek peşinden s
ürüklüyordu? O en önde olmasa olmaz mı
ydı?
Sanki o olmasa kervan gideceğ
i yere varamayacak mıydı?
“ Ben “ diyordu ba
şdeve, “ M
ı
sır’a gittim, Arabistan’a gittim, Yemen ‘e gittim, Anadolu’ya gittim. Yüce dağlar aştım, susuz çöller geçtim
. Binlerce, on binlerce kilometre yol kat ettim. İran’da gezmediğim, dolaşmadığım yer kalmadı. Bu Deştikebir Çölü’nden defalarca geçtim. Benim gibi doğuştan lider varken başınızda küçük eşek kim oluyormuş? Boy yok, post yok, bir de kervanın en önünde gider. Onun liderlik neyine? Gelin şu eşeği defedelim ba
ş
ı
mızdan. Lider ben olursam eğer her türlü iyiliği bekleyin benden. Yoruldum diyenin yükünü sırtımda taşıyacağım…”
Ba
şdevenin ayn
ı
tarzdaki konuşmaları sonraki günlerde devam etti. Kervandaki
develerden birkaçı
önceleri eşeğin gitmesini istemediler.
“ Kime ne zararı
var garibin? “ dediler. “ Bırakalım önde o gitsin,
bizi Me
şhet’e
götürsün. Zaten hiçbir i
şimize kar
ış
mıyor. Molalarda bir kenard
a tek ba
ş
ı
na oturuyor. Belli ki
bir derdi vardı
r, kimselere anlatamaz. Durup dururken günahını almayalım. “
Ba
şdeve
böyle diyenlere kar
ş
ı
çıkıyordu:
“ Garip mi? Neresi garip bunun be? Acı
nmaz böylesine. Onun yemini, suyunu
biz ta
ş
ı
yoruz, bir de kaprislerine boyun eğecek değiliz. Nerede oturursa otursun, önemli olan, onu kervandan uzaklaştırmak. “
Sonunda ba
şdevenin kesin kararl
ı
lığı karşısında direnci kırılan birkaç deve, istemeye istemeye eşeğin gitmesine razı oldu.
Bir gece develer e
şe
ğ
in yanına gittiler ve kervanda kendisini istemediklerin
i söylediler. E
şek
bu duruma kar
ş
ı
çıktı. Olmaz dedi, ben bu kervanı terk etmem dedi, bensiz Meşhet’e varamazsınız dedi, pusulayı şaşırır, çölde kaybolursunuz dedi. Eşeğin sözlerine kulaklarını tıkayan, onun tepinmesine aldırış etmeyen develerin küfür derecesine varan hakaretleri karşısında
e
şek, “ Ne haliniz varsa görün
“ diyerek çekip gitti.
Ertesi gün ba
şdeve çal
ı
mla yürüyordu kervanın
önünde ve arada bir arkası
na
bakı
p
gururla gülümsüyordu. Ba
şdevenin fazlaca böbürlenmesi kerva
nı
n zararına oldu. Kervan
ilk günden ba
şlayarak hedefinden ad
ı
m adım uzaklaştı ve güneybatıya doğru
geni
ş
bir yay çizerek, Kuhistan Çölü’nün ortaları
na
kadar geldi. Günlerdir diğ
er
develerin ikazları
na
aldı
rış
etmeyen ba
şdeve sonunda liderli
ğ
i kaybetti. Pusula şaşırılmış, kervan Kuhistan Çölü’nde kaybolmuştu. Yol yok, iz yok, ne tarafa gidilmeliydi acaba?..
Günler sonra e
şek ç
ı
kageldi. Develer sessizce eşeğin a
rkası
nda tek sıra oldular. Eşek
şaşk
ı
n şaşkın etrafına bakınan başdeveye, “ Se
n en arkada yürüyeceksin “ dedi. Sonra kervan Me
şhet’e do
ğ
ru yola çıktı.
Kervan Me
şhet’e do
ğ
ru yola çıkmıştı ama başdeve hırsından kuduruyordu. “ Vay küçük eşek, vay…Demek sende böyle numaralar da varmış. Kovulduğun kervana geri dönecek kadar yüzsüzmüşsün. Bizi takip ettiğini nasıl oldu anlayamadım. Bilsem peşimizden geleceğini ne yapar eder seni engellerdim. Aldım mı ayağımın altına hamur gibi yoğururdum. Belki şimdi sen önde ben arkadayım ama buna güvenme. Hele bir Meşhet’e varalım sonrası kolay. Nasılsa İsfahan’a dönüşte kuyruğunu koparır öne ben geçerim, çünkü kuyruksuz eşeğin peşinden hiçbir deve gitmez. “
Kervan on gün sonra Meşhet’e vardı. Cemal kumaşları kervan sahibinin oradaki dükkanına teslim etti ve develere baharat yüklendi. Eşek önde, develer arkada
, İ
sfahan’a dönüş yolculuğu başladı. İlk günler pek sesi soluğu çıkmayan başdeve sonraki günlerde ileri-geri konuşarak develeri kandırmak için çaba sarf etmeye başladı.
“ Sayı
n arkadaşlar, geçmiş geçmiş, biz bugüne ve yarınlara bakalım. Öyle böyle Meşhet’e geldik, şimdi İsfahan’a dönüyoruz. Meşhet’e gelirken bir süre kervanın liderliğini ben yaptım. Aslında ben kervanı Meşhet’e rahatlıkla götürürdüm ya nedense eşek geldi, kervanı Meşhet’e o götürdü. “
Ba
şdeve konuşurken develerden biri: “ Eşek gelmeseydi biz Meşhet’e zor var
ı
rdık “ deyince başdeve:
“ Sus, öyle anlamsız konuşma “ diyerek deveyi azarladı. “ Beni sen şaşırttırdın. Yok o yol yanlış bu yol doğru, yok oradan değil
buradan gidelim diye diye yolu kaybettirdin. Benim yolum doğ
ru y
oldu, eğ
er sen karışmasan Meşhet’e eşeksiz giderdik. Eşek dedim de aklıma geldi, bu eşek molalarda neden yanımıza gelmiyor? Neden bizimle konuşmuyor? Çünkü eşek bizleri önemsemiyor, bizi küçük görüyor. Onun gözünde biz pire kadarız. Şimdi soruyorum: Kendini pire kadar gören ortaya çıksın. Ben pire kadarım desin. İçimizde böyle biri yok, olmadığına göre de hepimiz eşekten üstünüz, lider de benim. “
Biraz önce ba
şdeveye karş
ı
çıkan deve:
“ Lider sen olamazsın, çünkü kervanın bir lideri var. Kervanın önünde giden liderdir yani eşek liderdir. “
Bunun üzerine ba
şdeve aya
ğ
a kalktı:
“ Eşek olsa olsa senin liderindir. O ancak sana liderlik yapar. Sen bir hiç olduğuna göre eşek bir hiçin lideridir. Eşek bir hiçtir. “
“Hayı
r, eşek kanıyla, canıyla oradadır, ben de buradayım. Var olan bir şey hiç olamaz. Eşek hiç değildir, bense hiç değilim. “
Ba
şdeve devenin sözlerine içinden güldü. As
ı
l amacı
, e
şe
ğ
i ortaya çekip onunla kapışmaktı. Deve buna aracı oluyordu. Son söyledikleri gerekli ortamı hazırlamıştı. Başdeve ağzındaki baklayı çıkardı:
“ Eşek orada sen buradasın. Eşek niye orada gelse ya buraya. “
Deve, ba
şdevenin niyetini anlad
ı
. Birden acıdı eşeğe. Durup dururken eşeğin başı belaya girecekti. Keşke başdeveye karşı çıkmasaydı. Onunla laf kavgasına girmeseydi. Artık geri dönemezdi: “ Eşek
buraya gelir. Dur, gidip çağı
rayım.”
Deve, e
şe
ğ
in yanına gitti:
“ Özür dilerim. Rahatsız ettim. Başdeve sizi çağırıyor. “
“ Ba
şdeve mi? Beni mi ça
ğı
rıyor? Ne işi varmış benimle başdevenin? “
“ Efendim, yola çı
ktığımızdan beri sizin önde olmanızı hazmedemedi. Hep kendi önde olsun istiyor. Bütün amacı sizi kervandan uzaklaştırmak. “
“ İ
yi işte ben gitmiştim, ama kervan Kuhistan Çölü’nde kaybolmuştu. Geri dönmesem haliniz haraptı. “
“ Bunu ben de biliyorum. Hep ba
şdeveye yanl
ış
yaptığını söyledim, onu uyardım. Tutturmuş bir liderliktir gidiyor. Sizi kıskanıyor. Az önce kervanı ben Meşhet’e götürürüm diyordu. Ben, eşek gelmeseydi biz Meşhet’e zor varırdık dedim. Siz gittikten sonra onu şaşırttığımı, bundan dolayı yolu kaybettiğini söyleyip beni azarladı. “
Deve diğ
er konuşmaları da anlattıktan sonra eşek:
“ Öteki develer neden ba
şdeve ile birlik oluyorlar, ben onu anlayamad
ı
m? “
“ Ben de anlayamadı
m. İki-üç deve gönülsüz dinliyordu onu ama şimdi sesleri çıkmıyor. Mola verildiğinde başdeve hep konuşuyor, kendini övüyor. Siz yalnız başınıza bir kenarda dinleniyorsunuz Hiç kendinizden bahsetmiyorsunuz. Herhalde nedeni bunda aramak gerek.”
“ Demek istediğ
ini anladım. Ben yıllardır kervan çekerim. Asla yolumu şaşırmadım, çünkü mola verilirken gündüz güneşe, gece yıldızlara bakarak rotayı ayarlarım. Ne kadar yol gelindiğini, ne kadar yol gidileceğini hesap ederim. Eğer molalarda
sizin yanı
nıza gelip başdeve gibi lak-luk yaparsam yolumu şaşırırım. Gel gidelim bakalım, başdeve ne diyecekmiş? “
“ Efendim, isterseniz gitmeyelim. Ba
şdevenin amac
ı
kavga çıkarmak. “
“ Korkma canı
m, başdeve de kimmiş? Ben onu suya götürür, susuz getiririm. Başdeve kazdığı kuyuya düşecek.”
E
şek önde, deve arkada h
ı
zlı hızlı yürüdüler. Bu sırada deve düşünüyordu. “ Vay be, eşeğe bak. Canavar kesildi. Kim bilir kim bu? Rakibi bir başdeve değil ki, başdevenin arkasında on sekiz tane deve var. Ama herhalde eşek boşa konuşmadı. Başdeveyi tuzağa düşürecekmiş? Plan hazır demek. Efeler gibi yürüyor. Ben böyle eşeğin yoluna baş koyarım.”
Deve:
“ Efendim, sonuna kadar yanı
nızdayım. Ölürüm de ayrılmam sizden. “
E
şek:
“ Sen cesur bir devesin. Do
ğ
ruluktan ayrılma.
Seni yardı
mcım yaptım. “
Deve:
“ Te
şekkür ederim, efendim. Bu göreve lay
ı
k olmaya çalışacağım.”
E
şek başdevenin önüne gelince arka ayaklar
ı
üstünde dikildi, ön ayaklarını beline dayadı, göğsünü şişirdi, kafasını yukarı kaldırdı, kaşlarını çattı:
“ Evet, seninle konu
şmak istiyorum, devecik. Kervandan ayr
ı
lıyorsun. Kervan
, İ
sfahan’a gidiyor, sen Meşhet’e dönüyorsun.”
E
şek öylesine
sert konu
şmuştu ki, başdeve şaş
ı
rdı. Hem eşek emir veriyordu. Başdeve kekeledi:
“ Devecik mi?! Kim devecik? Meşhet’e niye döneyim? “
E
şe
ğ
in korkusuzluğunu, başdevenin şaşkınlığını gören develer birer-ikişer eşeğin arkasında toplandılar. Bunda eşek olmadan İsfahan’a varamayacakları endişesi önemli olmuştu. Başdeveye kalsa o kervanı Hazar Denizi kıyılarına götürürdü. Yalnız kaldığını gören başdeve ses çıkaramadı. Daha sonra develer bir daha başdevenin sözlerine aldanmayacaklarını söyleyerek, onun da İsfahan’a gelmesini eşekten rica ettiler. Eşek, bu öneriyi kabul etti. Kervan
, ba
şka olay olmadan
İ
sfahan’a vardı.
SON
Yazan: Serdar Yı
ldırım [ Bursa - 1995 ]
Kayıtlı
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
« önceki
sonraki »