Welcome to Umut Zinciri | Bedava Paylaşım | Full Program | Bilgisayar Tüyo | Bedava Script
Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Ana Sayfa
Forum
Yardım
Ara
Takvim
Giriş Yap
Kayıt Ol
Umut Zinciri | Bedava Paylaşım | Full Program | Bilgisayar Tüyo | Bedava Script
»
SOHBET TADINDA
»
Fıkralar & Komik hikâyeler
Nasreddin Hoca Fıkraları
Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
« önceki
sonraki »
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
Gönderen
Konu: Nasreddin Hoca Fıkraları (Okunma sayısı 211 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
21 Temmuz 2011, 18:40:48
Serdar Yıldırım
Yeni Üye
İleti:
13
U-Z Karizma Puanı
+5/-0
Her Paylaşım Bir Halka, Her Halka Bir Umut. www.umutzinciri.com
Nasreddin Hoca Fıkraları
HOROZ DÖVÜŞÜ
Nasre
dd
in Hoca’nın horoz dövüşlerine yeni merak sarmış bir arkadaşı varmış. Birlikte gidip pazardan dövüşken bir horoz aramaya başlamışlar. Derken, arkadaşı bir horoz beğenmiş. Satıcıya adı ne bunun diye sormuş. Satıcı adı
Y
iğit demiş. Arkadaşı horozu almış. Daha sonra yiğit hangi dövüşe girse dönüp kaçmış. Tabii ki rakibi de peşinde. Yiğit kaç dövüşe girdiyse hiç yakalanmamış.
Arkadaşı, Hoca’ya:
“ Hoca ne iştir? Benim yiğit neden dövüşe girmeyip kaçıyor?” demiş.
Hoca:
“ Bilmez misin Selami, yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır. Ne yapsaydı yani dövüşe girip de yara - bere içinde mi kalsaydı? Bak şuna hiçbir yerinde çizik bile yok. Hey maşallah! “ demiş.
HAZIRLOPÇU
Nasre
dd
in Hoca bir gün balık avına gitmiş. Dere kenarında bir ağacın altına oturmuş. Oltasını çıkarmış. Kancanın ucuna yanında getirdiği küçük beyaz kurtçuklardan birini takmış, suya fırlatmış. Başlamış beklemeye…
İki üç dakika geçmiş geçmemiş, büyükçe bir balık oltanın önünde peydah olmuş. Balık oltanın etrafında birkaç tur atmış ve yemi kancasından çıkarıp yemiş. Nasre
dd
in Hoca bu işe çok şaşmış.
Kancanın ucuna bir kurtçuk daha takmış. Balık aynı şekilde kurtçuğu yemiş, kancaya tutulmamış. Nasre
dd
in Hoca balığa oyun oynamaya karar vermiş. Oltanın ucundaki kancanın ucuna biraz daha küçük bir kanca takmış, suya fırlatmış. Az sonra balık alışkın hareketlerle gelmiş, küçük kancayı kurtçuk zannedip ısırmış ve oltaya yakalanmış. Başlamış çırpınmaya…Nasre
dd
in Hoca hemen oltayı sudan çıkarmış ve balığı tutmuş:
“ Seni köftehor, bütün yemleri yedin bitirdin. İyi alışmıştın hazırlopçuluğa. Ben buraya doyunmaya gelmiştim, doyurmaya değil ” demiş ve balığı pişirip, afiyetle yemiş.
T
ADI TUZU
Nasre
dd
in Hoca’nın çocukluğunda annesi komşuya soğan istemeye gönderir. Nasre
dd
in komşunun kapısına gelince içeriden gelen konuşmaları duyar. Kapıyı çaldığı anda konuşmalar kesilir. Biraz bekler, fakat kapıyı açan olmaz. İkinci defa daha kuvvetlice çalar. İçerden kulağına gülüşme sesleri gelir. Bu duruma canı sıkılır. Evine döner. Annesine, komşu gezmeye gitmiş, der. Akşam yemeğinde soğansız, lezzetsiz çorbayı içerler.
Aradan birkaç gün geçer. Nasre
dd
in’in evde yalnız olduğu bir gün kapı çalınır. Nasre
dd
in kapıyı açar. Gelen komşunun oğludur.
Komşunun oğlu:
“ Arkadaşım nasılsın? Evde yemek pişiriyorlar. Aksilik bu ya tuz kalmamış.
Tuz istemeye geldim “ demiş.
Nasre
dd
in:
“ Geçen günlerde size soğan istemeye gelmiştim. Kapıyı bile açmadınız. Üstelik
bir de gülüyordunuz. En çok da senin sesin duyuluyordu. Biz o akşam çorbaya sizin
gülüşlerinizi doğradık. Pek lezzetli oldu. Şimdi sen benden tuz isteme. Tuzun yerine şu
kahkahaları yemeğe karıştırın. Tadı tuzu yerine gelir “ der ve hah hah ha diye güler.
Kayıtlı
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
« önceki
sonraki »